Adnan Oktar ile sohbetler - A9 TV - Temmuz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Adnan Oktar ile sohbetler - A9 TV - Temmuz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ekim 2012 Pazar

Didem Rahvancı: Müslümanların güzel ahlak özellikleri


Didem Rahvancı: Asetilkolin esteraz enzimi


Didem Rahvancı: Örümcek ayaklarındaki yaratılış


Didem Rahvancı: Bolas örümceğinin avlanma tekniği


Didem Rahvancı: Allah'ın gaffar (mağfireti, bağışlaması çok olan) ismi


Didem Rahvancı: Van Allen kuşakları


Didem Rahvancı: Allah'ın sadık (vaadine sağdık, doğru) ismi


Didem Rahvancı: Bir gün mutlaka öleceksiniz


Didem Rahvancı: Lizozom Enzimi


10 Ekim 2012 Çarşamba

Didem Rahvancı: KAÇSANIZDA ÖLÜM SİZİ BİR GÜN MUTLAKA BULACAKTIR


Yerde, Gökte ve İkisinin Arasındaki Herşeyi Yaratan ve Kontrolü Altında Tutan ALLAH’tır
Didem Rahvancı
Siz bu cümleyi okurken Dünya’nın çeşitli yerlerinde, farklı sebeplerden dolayı yüzlerce insan öldü. Şu an yüzlerce insan daha öldü. Ve şu an yüzlerce insan daha öldü. Bu ölen insanlara bir dakika önce sorulsa muhtemelen çok büyük bir bölümü bir dakika sonra öleceğini bilmiyordur. Oysa bu yazıyı okuyan sizler de, yazan bende birkaç dakika sonra belki de hayatta olmayacak olabiliriz. Belki de şu anlar Dünya üzerindeki son dakikalarımızdır ve tevbe edip, Allah’a yakınlaşmak için Rabbimizin bize verdiği son imkandır.


Bugün olmasa bile bir gün mutlaka öleceğiz. Bizde, bildiğimiz, sevdiğimiz insanlar da ölecekler. Bundan 100 sene sonra Dünya üzerinde tanıdığımız yaşayan hiç kimse kalmayacak.

İnsanlar sabah yataklarından kalktıklarında hem o güne, hem de hayatlarının geri kalanına yönelik akıllarında çok fazla planla uyanırlar. Ama ölüm bu planların içinde değildir. Oysa bu planların bir çoğu gerçekleşmeyebilir ama ölüm kesin olarak gerçekleşecektir.

Sonunda istediği işe girmeye hak kazanmış birisi işe giderken, senelerce çalışıp nihayet istediği üniversiteyi kazanan bir öğrenci okul yolunda ya da yeni evli bir çift düğün dönüşünde beklemedikleri bir trafik kazasında aniden ölebilirler. Bir iş adamı şehir dışındaki toplantısına yetişmek için uçağı tercih eder ama uçak düşebilir, hatta daha havaalanına ulaşmadan ani bir kalp krizi geçirebilir.

Boğazınıza takılan küçük bir lokmadan, bir elektrik kaçağından, bir anda düşüp kafanızı çarpmanızdan, çeşitli hastalıklardan, damarlarınızda dolaşan küçük bir pıhtıdan dolayı aniden ve hiç beklemediğiniz bir anda planladığınız hiç bir olayı  gerçekleştiremeden ve bir daha da gerçekleştiremeyecek şeklide yarıda bırakarak yaşamınızı yitirebilirsiniz. Planlanan herşey Dünya’da kalır ama siz kendinizi bir anda ahirette bulursunuz.

Peki ahiretiniz için hiç plan yaptınız mı?

Ölümü asla düşünmek istemeyen, konusunun bile açılmasından kaçınan, sadece Dünyaya yönelik planlar ve programlar içinde olan insanlar, hiçbir zaman ölmeyecekmiş gibi bir yaşam sürdürürler. Ölümden ve ölümü hatırlamaktan sürekli kaçarlar. Oysa Allah’ın Cuma Suresi 8. ayetinde de bildirdiği gibi insan ne kadar kaçarsa kaçsın ölümle kesin buluşacaktır.

De ki: "Elbette sizin kendisinden kaçtığınız ölüm, şüphesiz sizinle karşılaşıp-buluşacaktır. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilen (Allah)a döndürüleceksiniz; O da size yaptıklarınızı haber verecektir." (Cuma Suresi, 8)

İnsanların çok büyük bir kısmının ölümü düşünmek istememelerinin nedeni sürekli daha iyi ve rahat bir yaşama sahip olmak için çabaladıkları Dünya’yı gerçek yurt zannetmeleridir. Oysa Dünya hayatı çok geçicidir. Dünyada bir insan en fazla 100 sene bile yaşasa ahirette ki sonsuz hayatla kıyaslandığında  Dünya sadece bir göz açıp kapama süresi kadardır. 

İlkokula başladığınız günü düşünün, o seneler hiç bitmeyecekmiş gibi gelirken, kendinizi birden ortaokul sıralarında bulursunuz. Sonra bir bakarsınız üniversiteden mezun olmuşsunuz. Yıllar o kadar çabuk geçer ki çok kısa bir süre içerisinde evlenip, çocuk hatta torun sahibi yaşlı bir insan olursunuz ve hayatınız boyunca geçen her dakika ölüme biraz daha yaklaşırsınız. Ancak ölüm hiçbir zaman bir son değildir. Ölüm insanın sonsuz ahiret hayatının başlangıcıdır. Sonsuz cennetinin ya da sonsuz cehenneminin.

Allah Dünyayı bir imtihan yeri olarak yaratmıştır. Kimin daha iyi işler yapacağını ve kimin kendisine daha iyi bir kul olacağını denemek için. Allah Kuran’da cenneti ve cehennemi de bütün detayları ile tarif etmiş kendisine uyan salihleri sonsuza kadar cennetle müjdelerken, kendisine başkaldıran ve emirlerini yerine getirmeyen inkarcılara da cehennemi vaad etmiştir. Dünya asla geçici bir kaç heves için cenneti bırakıp cehennemin tercih edileceği bir yer değildir. Çünkü Allah’ın ayette de bildirdiği gibi ahiret dünyadan çok daha hayırlıdır.

Hayır, siz dünya hayatını seçip üstün tutuyorsunuz. Ahiret ise daha hayırlı ve daha süreklidir. (A'la Suresi, 16-17)

Dünya hayatı ancak bir oyundur, tutkulu bir oyalanmadır, bir aldanıştır.

Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, '(eğlence türünden) tutkulu bir oyalama', bir süs, kendi aranızda bir .vünme (süresi ve konusu), mal ve çocuklarda bir 'çoğalma-tutkusu'dur. Bir yağmur örneği gibi; onun bitirdiği ekin ekicilerin (veya kafirlerin) hoşuna gitmiştir, sonra kuruyuverir, bir de bakarsın ki sapsarı kesilmiş, sonra o, bir çer-çöp oluvermiştir. Ahirette ise şiddetli bir azap; Allah'tan bir mağfiret ve bir hoşnutluk (rıza) vardır. Dünya hayatı, aldanış olan bir metadan başka bir şey değildir.  (Hadid Suresi, 20)

Gerçek olan, sonsuz olan, hiç bitmeyecek olan ahirettir, cennettir, cehennemdir.

Allah Al-i İmran Suresi 2. ayetinde “Rabbinizden olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennete (kavuşmak için) yarışın; o, muttakiler için hazırlanmıştır.” diye buyuruyor. İşte Müslümanın hedefi her zaman için Allah’ın rahmetini, rızasını ve cennetini kazanmaya çalışmaktır. O nedenle Müslüman Dünya için planlar yaparken, ahireti asla unutmaz ve Dünyadaki planlarını da ancak ahireti için hayırlı olacağını düşünüyorsa yapar. Müslüman Allah’ın varlığını, birliğini, herşeyi kontrolü altında tuttuğunu ve dilediği anda kendisinin canını alabileceğini unutmaz. Her an ölecekmiş gibi yaşar. Her an ölecekmiş gibi yaşamak cahiliye toplumlarındaki bazı kişilerin inançları gibi ‘her  an ölebiliriz, Dünyaya bir kere geliyoruz tadını çıkaralım’ demek değil, ‘her an ölebiliriz, vicdanımızı sonuna kadar kullanıp Allah rızası için yaşayalım ve Allah’ın beğeneceği bir kul olalım’ demektir. 

Ölüm gerçeği Dünya’daki herşeyden çok daha önemlidir. İnsan hayatta karşılacacağı muhtemel bütün olaylar için nasıl plan yapıyorsa, ölüm ve ahiret içinde plan yapmalıdır. Çünkü insan öldüğü anda kendisini yapayanlız olarak Rabbinin huzurunda bulacak, dünya hayatında yaptığı herşeyin hesabını verecektir. Öldükten sonra artık Dünya’ya tekrar dönüş imkanı, hatalarını telafi etme ihtimali Allah’ın izniyle yoktur. O nedenle Allah bize can ve imkan vermişken, her en ölebileceğimizi hiç unutmadan Allah’ın sevdiği, cennetine layık gördüğü kullarından olmaya gayret edelim. Belki de bu yazı Allah’ın bize son uyarısırıdır.

Adnan Oktar ile Gangnam Style...









Adnan Oktar ile sohbetler - A9 TV - Ekim 2012




5 Ekim 2012 Cuma

Didem Rahvancı: İSLAM DİNİ KOLAYLIK DİNİDİR...


Yerde, Gökte ve İkisinin Arasındaki Herşeyi Yaratan ve Kontrolü Altında Tutan ALLAH’tır

Didem Rahvancı
Allah bütün insanları sevgiden, şefkatten, merhametten, güzel ahlaktan hoşlanacak, kötülükten, ahlaksızlıktan, sevgisizlikten nefret edecek şekilde yaratmıştır.

Allah’ın Kuran’da insanlara emrettiği güzel ahlak da aslında insanın fıtratına en uyan, en huzur, mutluluk ve güven getirecek ahlaktır. Allah Rum Suresinde şöyle bildirir;

"Öyleyse sen yüzünü Allah'ı birleyen (bir hanif) olarak dine, Allah'ın o fıtratına çevir; ki insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah'ın yaratışı için hiçbir değiştirme yoktur. İşte dimdik ayakta duran din (budur). Ancak insanların çoğu bilmezler." (Rum Suresi, 30)

Ancak bazı insanlar Allah’ın onları yarattığı fıtrat üzerine yaşamayı reddederler. Onların hayatlarında sevginin, şevkatin, merhametin yerini, kin, öfke ve kıskançlık almıştır. Yaratılışlarına uygun hareket etmeyen bu insanlar kendi nefislerine zulmetmiş olurlar. Çünkü Kuran ahlakına uygun olarak hareket etmeyen her insan vicdan azabı içindedir.

"Şüphesiz Allah, insanlara hiçbir şeyle zulmetmez. Ancak insanlar, kendi nefislerine zulmediyorlar." (Yunus Suresi, 44)

Allah’ın son dini İslam, sevgi ve barış dinidir. İslam ahlakı insana huzur, güvenlik ve özgürlük getirir. Bazı cahil insanlar İslam ahlakını, Kuran hükümlerini yaşamaya başladıklarında bazı özgürlüklerinin kısıtlanacağını düşünürler. Oysa tam tersi olarak İslam’ın getirdiği ahlak modelini bilmeyenler müminlerin özgürlüğüne asla sahip olamazlar.

Çünkü, cahiliye topluma yerleşmiş çok sayıda gereksiz kural ve gelenek vardır. Her toplumun kendisine özgü değer yargıları, ölçüleri, tabuları vardır. Bu kişiler hem çevrelerindeki insanların kuralları, hem de kendi kendilerine oluşturdukları  yaptırımlar nedeniyle manevi hürriyetten her zaman yoksun kalırlar. Müminler için ise tek rehber Kuran’dır. Onlar yanlızca Allah’ın kurallarına göre hareket ederler.

İnsanı toplum baskısından daha da büyük bir baskı altına alan bir etken ise kendi nefsi ve nefsinin bencil tutkularıdır. Nefisteki bencil tutkular insanlara sürekli huzursuzluk ve tedirginlik duygusu verir. Devamlı bir güvensizlik ve gelecek korkusu hissettirir. Nefisteki bu negatif güç sebebiyle hiç bitmeyen bir tutku ve hırs içinde boğuşur. Örneğin nefis insana daha çok mala sahip olmasını, daha çok para kazanmasını, insanlara gösteriş yapmak için daha fazla çabalamasını emreder. Bunlar bitince yeni tutkular başlar ve dünyaya yönelik yaşanan hırslar hiç bitmez.

İşte insan bu cahiliye sisteminden kurtulması ancak Allah'a tam iman edip kendisini O'na teslim etmesiyle olur. Allah Haşr Suresi’nde de ancak bu kişilerin kurtuluşa ereceğini söylüyor.

"... kim nefsinin 'cimri ve bencil tutkularından' korunmuşsa, işte onlar, felah  (kurtuluş) bulanlardır". (Haşr Suresi, 9)

İşte insanlar bu tutkuların emrinde olmaktan kurtulduklarında özgürleşirler. Artık yaşamları sonu gelmeyen tutkuları tatmin etmeye çalışmaktan çıkar, amaçları yalnızca Allah'ın hoşnutluğunu, rızasını ve beğenisini kazanmak olur. Zaten Allah da insanı bu sebeble yaratılmıştır.

Allah'ın, tarih boyunca gönderdiği elçiler, insanları hep nefislerine uymaktan, insanlara kul olmaktan kurtarıp, yalnızca Allah rızasını aramaya çağırmışlardır. İnsanlar, ancak yaratılış amaçlarına uyduklarında felah bulurlar.

İslam dini kolaydır. İnsanların fıtratına en uygun din olmasının bir sebebi de budur. Allah dinini insanların rahatlıkla yaşayabilmesi için kolay kılmıştır. İnsanın sadece kendisini yaratan sonsuz şefkat ve merhamet sahibi Rabbine teslim olması, O’na ve yarattığı kadere boyun eğip, tevekkül etmesi ve samimi, candan bir kalple Rabbine yönelmesi yeterlidir.

Allah Bakara Suresi’nin 185. Ayetinde de bildirdiği gibi insanlar için hiç bir zaman zorluk dilemez, her zaman kolaylık diler.



DİN KOLAYLIKTIR, DİN SEVGİDİR, DİN HUZURDUR, GÜVENLİKTİR...


Peygamber Efendimiz (sav)’de "Kolaylaştırın, güçleştirmeyin. Müjdeleyin, nefret ettirmeyin. Birbirinizle iyi geçinin, ihtilafa düşmeyin." (Ramuz El-Hadis 2. Cilt, s. 510) derken dini zor göstermemenin üzerinde durmuştur.

Sonuç olarak Allah’ın din olarak seçip beğendiği İslam, insanın yaratılışına en uygun dindir. Allah yarattığı kullarına kolaylık dilemiş, onların ihtiyaç ve isteklerine en uygun ahlak ve yaşam şeklini Kuran’da bize detaylı olarak bildirmiştir.

"...Bugün inkâra sapanlar, sizin dininizden (dininizi yıkmaktan) umut kesmişlerdir. Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam'ı seçip-beğendim.." (Maide Suresi, 3)